<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Divitim</title>
        <description>Söz Uçarken, Yazı Kalsın Diye...</description>
        <link>http://divitim.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 18:09:40 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Taşındım...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/tasindim_3646744.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/tasindim_3646744.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;6 aydır buradayım ama nedense içimde tarifsiz bir sıkıntı, moda deyimle bi sindirememe durumu sözkonusuydu. Bu konuda içimde uyuyan canavarı uyandıran ise &lt;A href=&quot;http://www.sesebian.com&quot;&gt;www.sesebian.com&lt;/A&gt; oldu. Detaylar ve bundan sonra &quot;Söz uçarken, yazı kalsın diye&quot;, Divitim'den çıkanlar,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;A href=&quot;http://divitimle.blogspot.com/&quot;&gt;http://divitimle.blogspot.com/&lt;/A&gt;&amp;nbsp; ta.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kalın sağlıcakla...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Kedi.&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/tasindim_3646744.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 18 Jul 2007 21:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Benim &quot;Crocs&quot;larım Vaaar...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/benim-crocs-larim-vaaar_3548916.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/benim-crocs-larim-vaaar_3548916.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;IMG height=526 src=&quot;http://i183.photobucket.com/albums/x133/Baileykat1/crocs.jpg&quot; width=708&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İşte son dönemde, neredeyse bir fenomen haline gelmiş olan, kocisin tabiriyle Heidi'nin Patikleri, &lt;STRONG&gt;Crocs&lt;/STRONG&gt;'lar.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Türkiye'de yakın zamanda, En Güzel Çirkin adıyla(&lt;A href=&quot;http://www.enguzelcirkin.com/&quot;&gt;http://www.enguzelcirkin.com/&lt;/A&gt;) &amp;nbsp;piyasaya sunulan bu komik ayakkabılar, gerek hafifliği, gerek rahatlığı, gerekse cıvıl cıvıl rekleri ile hemen dikkat çekiyor.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Üç cesur girişimci, hobileri olan yelken sporunda kullanmak üzere bir ayakkabı üretmeye karar vermişler. Bu ayakkabı kaymaz, su geçirmez ve anti-bakteriyel bir yapıda olmalı; kolay giyilmeli ve çıkarılmalı aynı zamanda çok rahat olmalıymış. Bu arayışlar sonucunda CROCS yaratılmış. Geçen sene Crocs'lardan, dünya çapında, 24 milyon çift satılmış. Bu seneki hedef, 40 milyon.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;CROCS&amp;#8217;un dört sene gibi kısa bir sürede dünya markası olmasının arkasında markanın üç temel yeteneği yatıyor: Fonksiyonellik, yaratıcılık ve inovasyon. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&lt;BR&gt;Bugün CROCS&amp;#8217;un kapalı, yarı açık ya da açık tüm modellerinde, patenti markaya ait &amp;#8220;Croslite&amp;#8221; isminde özel bir malzeme kullanılıyor. Daha önce hiçbir terlikte kullanılmamış olan bu .. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/benim-crocs-larim-vaaar_3548916.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 09 Jul 2007 16:20:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yalancının Mumu...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/yalancinin-mumu_3507499.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/yalancinin-mumu_3507499.html</guid> 
            <description>
&lt;P align=justify&gt;Hani çok bildik bir hikaye vardır. Çocuklar sınav günü okulu kırar, öğretmene de &quot;Lastik patlamıştı, o yüzden gelemedik.&quot; derler. Öğretmen de bunu sorun etmez, çocuklara bir kurtarma sınavı yapar. Sınavda da tek soru sorar. &quot;Hangi lastik?&quot;.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Dün akşam, Kociş, ekibini, performans ödülü olarak fasıla götürdü. Dolayısıyla ben de evde yalnızdım. Canım sıkıldı. &lt;A href=&quot;http://www.pastaci.blogspot.com/&quot;&gt;www.pastaci.blogspot.com&lt;/A&gt; adresinde gördüğüm, limonlu kurabiyeleri yapmaya karar verdim. Kendi yiyeceğimden de değil, derdim hem oyalanmak, hem de ertesi gün hem onun, hem de kendi dükkanımdaki arkadaşlarımla paylaşmak.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Neyse ben kurabiyeleri yaptım, yanına alması içinde bi kutunun içinde kapının yanına bıraktım. Ancak Kociş, dışarıda işleri olduğu için dükkana ancak öğlen gibi gidebildi.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Muhakkak da sorarım, yine sordum. &quot;Beğendiler mi?&quot; Dedi ki,&quot;Karıcım, herkes yemekten geldi, tok, ancak akşamüstü.&quot; Açıklama mantıklı di mi? Mantıklı. Aradan zaman geçti, akşamüstü yine sordum, &quot;Beğendiler mi?&quot;, &quot;Valla bir iki, bir iki gidiyo...&quot; Çok güsel. &quot;Aaaaaaşşk, sen beğendin mi?&quot; (Ne gıcığım di mi?:) &quot;Ay karıcım süper olmuş, çok beğendim.&quot; O an.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/yalancinin-mumu_3507499.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 17:22:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sekiz Kapı, Dokuz Tokmak...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/sekiz-kapi-dokuz-tokmak_3481971.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/sekiz-kapi-dokuz-tokmak_3481971.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Sekiz kapı dokuz tokmağın yetersiz kaldığı bir haftasonu yaşadık. Cuma akşamı başlayan tempo pazar gecesi 23.30'da artık ayaklarımın ağrısından ağlayacak gibi olduğum noktada, şükür ki bitti. Detalar şöyle;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Cuma akşamı, oldukça yakın bir arkadaşımızı daha evlilik kurumuna kurban verdik:) Ama malesef son dönemde yaşadığımız en kötü düğünlerden biri ile. Bugün bile davetliler, bizim düğünümüzde ne kadar eğlendiklerini, benim hiç oturmadığımı, kocişin de oturmasına izin vermediğimi konuşur. O akşam gelinin yüzünde, hiç abartmıyorum, &quot;bitsede gitsek, çok sıkıldım, zaten bu papuçlarda sıktı, üf ne sıcak, ay öp öp nereye kadar&quot; ifadelerinin tümünü içeren bir ifade vardı. Kocişle biz, bambaşka davete gidecekken yolunu şaşırmış bir çift&amp;nbsp;gibiydik çünkü kitlenin çoğu, inanmazsınız ama t-shirtle filan gelmişti.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bu arada, düğünden bi gün önce Erim dedi ki, &quot;Ben yarınki düğüne bi çiçek göndereceğim.&quot; Ben de dedim ki, &quot;Sakın ha, çelenk gönderme, büyük görgüsüzlük, çelenk sadece cenazeye gider, büyük bir sepet tercih et&quot; Anlaştık.&amp;nbsp;Salona bi gittik ki, kocaman özensiz mi özensiz bir çelenk kapı girişinde duruyo, bi de üstüne üstlük şirketin adı da &quot;...mar&quot; olarak yazılması gerekirken, &quot;...mal&quot; şeklinde yazılmış. Tam durum komedisi. Kociş delirdi, bense çok eğlendim. Tabii, pazartesi günü çiçekçi ile anlaşma fes edildi.:))&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Cumartesinin programını hafta başından yapmıştık. Miniş'lerin tavsiyesiyle&amp;nbsp;16,30 vapuru ile&amp;nbsp;doooğru Burgazada, Barba Yani.</description>
            <pubDate>Tue, 03 Jul 2007 16:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Errare humanum est;  perseverare diabolicum!*</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/errare-humanum-est-perseverare-diabolicum_3413675.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/errare-humanum-est-perseverare-diabolicum_3413675.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;&amp;#8220;Lisedeki Almanca hocamız Dr. Kopp arada bir Latince atasözleri kullanmayı çok severdi. Bir gün Schiller&amp;#8217;in &amp;#8216;Der Taucher&amp;#8217; (Dalgıç) şiirini yorumlarken aklıma &amp;#8216;merak&amp;#8217; kelimesinin Almancası gelmeyince bu kelimenin yerine bambaşka anlama gelen bir kelime kullanmışım... Benimle alay etmesine pek alınmış, hatta açıkçası çok üzülmüştüm. Dr. Kopp halime dayanamadı ve gülümsemesiyle beni küçük düşürmüş olabileceğini düşünerek yerinden kalkıp o ünlü Latince atasözünü tahtaya yazdı: &lt;B&gt;Errare humanum est. Hata yapmak insanlara mahsustur.&lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;O andan sonra bu lafı dilime pelesenk etmiştim. Yaptığım her hatanın artık bir gerekçesi vardı: Errare humanum est!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hele o Bern&amp;#8217;deki öğrencilik yıllarımda... Dr. Kopp sayesinde inanılmaz bir etki yaratıyordum çevremde. O yıllarda Viyana İmparatorluk ve Krallık Üniversitesi&amp;#8217;nde doktora tezinin Latince yazılma mecburiyeti daha yeni kalkmıştı; yani Latince bir iki özdeyiş ve atasözü bilmek, etkili olmak istediğiniz entelektüel çevreler nezdinde size iyi itibar sağlıyordu. Tabii en çok kullandığım da yanılma ve hatayla ilgili olanıydı; kâh kendimi affettirmek, kâh karşımdakini avutmak için.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yine öyle uluorta bir &amp;#8216;Errare humanum est!&amp;#8217; buyurduğum günlerden birinde, hâlâ ahbaplığımızı sürdürdüğümüz İsviçreli dostum Peter Schurter dedi ki: &amp;#8216;Arkadaş, sen bu deyişi çok kullanıyorsun, ama sadece yarısını kullanıyorsun. Herhalde ikinci yarısını bilmiyor olmalısın!&amp;#8217;. Hayli şaşırmıştım. Ben biraz küstahça &amp;#8216;Neymiş bakalım ikinci yarısı?&amp;#8217; deyince şöyle dedi: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Errare humanum est; perseverare diabolicum!* &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hata yapmak insanlara mahsustur; hatayı tekrarlamak ise şeytanlara!&quot;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Wed, 27 Jun 2007 14:04:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>E-Kitap...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/e-kitap_3411969.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/e-kitap_3411969.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;Ben okur &amp;#8211; yazarım derken iki kelimeyi de sonuna kadar kastederim. Yani oldukça iyi okurum ve fena da yazmam. Hatta benim okurluğum Bibliomani&amp;#8217;nin 2 adım öncesine kadara gelip dayanmıştır. Hatta kociş, evlendiğimizden beri 3 ev (4 sene içinde) değiştirdiğimiz için, her taşınmada yanındakilere, &amp;#8220;Okuyan hatun almayacaksın kardeşim, hem çok bilmiş oluyorlar hem de kütüphanesini taşımak için ayrıca mesai gerekiyor&amp;#8221; diye serzenişte bulunur. (Son taşınmamızda, sadece kütüphane 37 koli olmuştuJ) Düşünün ki, üzerinden 1.5 sene geçti. Yani durum fena...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;Ama her benim gibi okuyan gibi ben de, kitaba dokunmayı, koklamayı, kitapçılarda uzuuun saatler geçirmeyi çok severim. Bu ritüel, aynı terapi gibidir benim için. Erim bakar benim canım sıkkın, &amp;#8220;Aaaaşk, ne dersin bi Fly &amp;#8211; Inn yapalım mı? Hem birer kahve içer, hem de D&amp;amp;R&amp;#8217;da kitap falan bakarız&amp;#8221; der. Tabii kitaba ben, falana o bakar genelde</description>
            <pubDate>Wed, 27 Jun 2007 12:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;Huysuz ve Tatlı Kadın...&quot;</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/huysuz-ve-tatli-kadin_3411527.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/huysuz-ve-tatli-kadin_3411527.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Haftasonu Hürriyet Gazetesi&amp;#8217;nde yayımlanan Soner Yalçın&amp;#8217;ın yazısından alıntılıyorum...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;#8220;...&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;İKİSİ &lt;/B&gt;de 1902 İstanbul doğumluydu.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İkisi de ailelerinin karşı çıkmasına rağmen, evlerini terk edip; yaşam biçimi, kurtuluş alanı olarak gördükleri sanatı seçtiler.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Afife,&lt;/B&gt; İstanbul Kız Sanayi Mektebi'nde okuyordu. Osmanlı'da Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkması yasaktı. O, yine de 1918 yılında &lt;B&gt;&quot;Jale&quot;&lt;/B&gt; adıyla Darülbedayi'ye başvurdu. Kabul edildi. Ailesi bunu duyunca sert tepki gösterdi. Babası kızına &lt;B&gt;&quot;Fahişe mi olacaksın&quot;&lt;/B&gt; diye bağırınca evi terk etti.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Afife Jale,&lt;/B&gt; Darülbedayi'de stajyer oyuncu kadrosuna alındı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeniden doğmuştu; anne-babası, kulis ve sahneydi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1919'da &lt;B&gt;Hüseyin Suat'&lt;/B&gt;ın &lt;B&gt;&quot;Yamalar&quot;&lt;/B&gt; adlı oyununda, &lt;B&gt;&quot;Emel&quot;&lt;/B&gt; rolünü oynayacak &lt;B&gt;Eliza Binemeciyan'&lt;/B&gt;ın Paris'e gitmesiyle şans ona güldü. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Böylelikle &lt;B&gt;Afife Jale,&lt;/B&gt; Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını oldu. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ancak bir Türk kızının sahneye çıkması ortalığı ayağa kaldırdı. &lt;B&gt;Afife Jale &lt;/B&gt;hep direndi. Ama Darülbedayi yöneticileri onu tiyatronun kadrosundan çıkarmak zorunda kaldılar. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 27 Jun 2007 11:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Babasız Kadınlar...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/babasiz-kadinlar_3303897.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/babasiz-kadinlar_3303897.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;IMG src=&quot;http://www.gazetevatan.com/pics/yazarlar/136.jpg&quot; align=right&gt;Ben yazmayı düşünüyordum ama, benim onları yazmamı bu kadar isteyeceklerini düşünmüyordum... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınların bu kadar çok mail göndereceğini beklemiyordum...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babalarının prensesi kadınları yazarken, babasız &lt;BR&gt;kadınları kendilerini yazı öksüzü hissedeceklerini tahmin etmiyordum.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınların babasız hayatlarını anlatmamı bu kadar isteyeceklerini sanmıyordum...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sanmıyordum; çünkü babasız kadınların kendilerini ne kadar öksüz hissetiklerini biliyordum...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu öksüzlüğün dipsiz kuyularını yazılarda anlatmamı isteyeceklerini sanmıyordum...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınlar müthiş kadınlardı...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınlar, çok zor ama çok sevgi dolu kadınlardı...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınlar, onları terk eden babalarının, onlarda bıraktığı eksikliği bilen ve &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;erkeğine ona göre davranan kadınlardı...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınlar, onları sevmemiş görünen babaların, onlara yarattığı dilemmaları hayatta her şeyiyle yaşayan ve yaşatan kadınlardı...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Onun için babasız kadınlar, bir erkeği sevdi mi çok sever, acıtırkense çok acıtırdı... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;
*** 
&lt;P&gt;&lt;BR&gt;Severken, sevilemeyen baba kadar okyanus bir sevgi, acıtırken acıtılamayan baba kadar cehennem bir acı yaşardınız...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Okyanusun üstündeki güneşin pırıltılarıyla, yedi kat derinliklerdeki cehennem ateşi arasında kum saati olurdunuz...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Babasız kadınlar kendilerinde olmayan büyük mutlulukları, yaşamadıkları büyük sevgileri kimselerle kıyas kabul etmez biçimde erkeklerine&lt;BR&gt;sunarlardı...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Karşılığında sınırsız sevgiler, geçmiş eksikleri dolduracak ilgiler beklerlerdi... &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Onu bulamadılar mı acıtırlardı.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/babasiz-kadinlar_3303897.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 17 Jun 2007 10:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/erkekler-mars-tan-kadinlar-venus-ten_3268423.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/erkekler-mars-tan-kadinlar-venus-ten_3268423.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Lütfen ne alaka demeyin ama huzurlarınızda teşekkür etmek istediğim insanlar var. Otomatik vitesi, klimayı ve Msn&amp;#8217;i bulan kişilere koccaman birar öpücük. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Biliyorsunuz kocişim taaaa Çin&amp;#8217;de. Ama biz gündüz fırsat buldukça ve her akşam msn de biraz oldun hasret gidermeye çalışyoruz. Hiç değilse bir nebze olsun alıyor gazımızı.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;Bu arada ben bunları çiziktiriyorum ya, hiiiç birinden haberi yok. Bu akşam dedim ki, &amp;#8220;Aaaaşk, sen Divitim&amp;#8217;i okuyo musun?&amp;#8221;, cevap &amp;#8220;Ya karıcım burada toplantılardan başka bişeye fırsat mı var? Zaten Internet ağları da çok zayıf&amp;#8221;. Peki dedim &amp;#8220;Evlilik yıldönümümüz için ne yazdım biliyo musun? Doğumgünün veya oraya gidişinle ilgili&amp;#8221; Yok. Ama cevap süper... &amp;#8220;Ya Karıcım bu kadar sık yazdığını bilmiyodum...&amp;#8221; Yuh, her tarihin arasında en azından 1 ay var</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:07:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Şafak Karanlık...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/safak-karanlik_3163350.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/safak-karanlik_3163350.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;Kuzum, 15 günlüğüne, dünyanın bir ucuna gitti. Taaaa Çin&amp;#8217;e. Ben de burada kalakaldım. Kiminle konuşsam, &amp;#8220;Ooo iyisin, artık kafanı dinleyip, istediğin şeyi yaparsın&amp;#8221; diyor. Sanırım sorsanız kuzum da aynı şeyi söyler. Bizim için hiçbir şey ifade etmeyen bir cümle şu yukarıdaki. Çünkü biz zaten birlikteyken de istedikleri şeyleri yapabilen nadir çiftlerdeniz galiba. Arkadaşımızla buluşmak istersek buluşuruz, hatta istersek onda kalırız bile mesela. Şimdi ise, sinerjimiz bozulduğu için, normalde yapabildiğimiz şeyleri de yapamaz oluyoruz.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Böyle iş seyahatleri öncesi hep konuşuruz &amp;#8211; ki ilk defa bu kadar ayrı kalacağız - (Allah başka ayrılıklar göstermesin inşallahJ) gidene mi zor, kalana mı diye? Elbette iki taraf için de zor ama sanırım bu sefer kalana biraz daha zor. &lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/safak-karanlik_3163350.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 03 Jun 2007 22:31:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>You Are My Sunshine...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/you-are-my-sunshine_2984061.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/you-are-my-sunshine_2984061.html</guid> 
            <description>
&lt;P&gt;You are my sunshine,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;My only sunshine,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;You make me happy when&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Skies are grey...&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;You never know,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dear how much I love you.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Please don't take my sunshine away!&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;The other night, dear, as I lay sleeping, I dreamed I held you in my arms.&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;You are my sunshine,&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;My only sunshine.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Please don't take my sunshine away.&quot;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Seni çooook seviyorum&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;</description>
            <pubDate>Sat, 19 May 2007 11:50:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bu Aralar...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/bu-aralar_2783369.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/bu-aralar_2783369.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;- Canım yakıyorlar şu sıralar. Sanki sıraya girmiş gibi, birbirleri ardına. Hele biri... Kendi açtığı yaranın, bağlamış kabuğunu kaldırıp üzerine bir kez daha tuz bastı. Bense hiç ama hiç birşey yapamadım. Öylece kala kaldım. Dilim tutuldu sanki. Söylenen söze verilecek çok cevap, gösterilecek çok tavır vardı belki ama ben yapamadım, yapmasım. Şimdilerdeyse güvenli ve sakin sularda, kendi içimdeki fırtınaların durulmasını bekliyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;- Dört günlüğüne İzmir&amp;#8217;e kaçtık kocacığımla. Nasıl güzeldi. Herşey ve herkesten uzak. Sadece ikimiz. Güzel İzmir&amp;#8217;ime bırakın baharı, neredeyse yaz gelmişti. Balık güzeldi, rakı güzeldi, aşk güzeldi İzmir&amp;#8217;de.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoBodyText align=justify&gt;- İki tane çok ama çok beğendiğimiz oyun izledik. Birincisi, &lt;B&gt;&lt;I&gt;Yangın Duası&lt;/I&gt;&lt;/B&gt;. Yazan, yöneten ve oyunculardan biri Berkun Oya. Hani bir dönem sanırım CNNTürk&amp;#8217;te Defakto diye bir program yapardı. Ay.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/bu-aralar_2783369.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 01 May 2007 15:39:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;Kahve Çekirdeğime...&quot;</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/kahve-cekirdegime_2412604.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/kahve-cekirdegime_2412604.html</guid> 
            <description>
&lt;H3 class=entry-head align=justify&gt;Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. &amp;#8220;Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum&amp;#8221; demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı &amp;#8220;Olur&amp;#8221; demiş çekine çekine&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;/H3&gt;
&lt;H3 align=justify&gt;Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış. &amp;#8220;Şimdi. İstediğim her şeyden iki tane vereceksin bana&amp;#8221; demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş&amp;#8230; Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına.&lt;/H3&gt;
&lt;H3 align=justify&gt;Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: &amp;#8220;Ne görüyorsun?&amp;#8221; Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış. &amp;#8220;Havuçlar haşlandıkça aslini kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte bastaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, basta neyseler sonunda da öyleler&amp;#8230;&amp;#8221.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/kahve-cekirdegime_2412604.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Apr 2007 09:41:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Beni Bu Havalar Mahvetti...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/beni-bu-havalar-mahvetti_2398911.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/beni-bu-havalar-mahvetti_2398911.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Hafta başında gelen mailde bütün haftanın günlük güneşlik geçeceği yazıyordu. Gelin görünki buna aldanan ben, şimdi hasta olup olmamak arasında gidip geliyorum. Mesela burnumun bana göre sağ kanalı faaliyetini bir süreliğine askıya aldı. Boğazımda ise sanki birileri voodoo büyüsü yapar gibi&amp;nbsp;iğneler batırıyor. Sanırım benim bu sümüklü böcek modum bir süre daha devam edecek. Ne demiş büyüklerimiz, yatarsan bir hafta, yatmazsan yedi gün.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;İşte bu fiziksel düşkünlüğüme, sanırım bahardan dolayı, bir de psikolojik olan eşlik ediyor son zamanlarda. Şairin dediği gibi &quot;Beni de bu havalar mahvetti&quot;. Durduğum yerde durmak istemiyorum, yatağım hiç olmadığı kadar cazip bana. Televizyon izlerken, kitap okumak, kitap okurken boş boş dışarı bakmak istiyorum. Sırf denemek için kurabiyeler yapıyorum bu aralar. Ama bir çoğunu da komşuya, kapıcıya, anaokulundaki arkadaşlarıma!!! dağıtıyorum. Çikolatalı yapıyorum, yaptıktan sonra canım un kurabiyesi istiyor, başka akşam onu yapıyorum bu sefer acaba tuzlu, kıyır, kıyır bişeyler nasıl olurdu diye bir kurt düşüyor içime. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Elbetteki&amp;nbsp;içinde bulunduğum ruh halinin&amp;nbsp;bu anlamdaki yansımasından en çok sevgili eşim faydalanıyor. Ev, Gezi Pastanesi'ndekilerin kulakları çınlasın, cookie :) cenneti. Ancak sadece kurabiyeyle sınırlı değil yemek konusundaki hizmetim.&amp;nbsp;Pazartesi akşamı dedim ki, &quot;İster misin yarın akşam Focaccio'dan pizza yapayım.&quot; Ay demez olaydım. Önce bir araba dalga geçti benimle. O nasıl isimmiş, Pikaçu gibiymiş. Biz ona &quot;Kamil&quot; desek olamaz mıymış? Sanki italyana gittiğimizde &quot;A, ben bir somon carpacio rica ediyorum&quot; diyen kendisi değil.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Neyse ben Focaccio 'dan pizza yapmaya kadar verdim ama evde.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/beni-bu-havalar-mahvetti_2398911.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 28 Mar 2007 13:23:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Oradan Buradan...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/oradan-buradan_2324918.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/oradan-buradan_2324918.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;* 2-3 gündür Digiturk Müşteri Hizmetleri'nden telefon açıyorlar ancak müsait olmadığım için cevap verememiştim. Bugün, azimlerine saygı duyduğum için, &quot;Evet&quot; dedim &quot;buyurun, nasıl yardımcı olabilirim&quot;. Efendim Müşteri Memnuniyet Beklentisi anketi gibi bişey yapıyorlarmış. Sorular şöyleydi:&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Telefondaki müşteri temsilcisinin ne kadar nazik olmasını bekliyorsunuz?&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Müşteri temsilcisinin size ne kadar detaylı cevap vermesini bekliyorsunuz? falan falan. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bunlara 1 en düşük, 5 en yüksek olmak üzere cevap vermemi bekliyorlardı. Dedim ki; &quot;Bu anket küllüm saçma. (Kız bozuldu tabii)&amp;nbsp;Verdiğiniz hizmet hakkında ne düşündüğümü derecelendirebilirim ama sizden beklentim, bir müşteri olarak, zaten en yüksek seviyededir. Bunu sorgulamanız kadar mantıksız birşey olamaz ve benim de daha fazla buna ayıracak vaktim yok, teşekkür ederim.&quot;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;* İstiklal Caddesi'nde Atlas Dergisi'nin 15. Yılı sebebiyle 31 Mart'a kadar &quot;Kadın: İmaj ve Gerçek&quot; isimli bir fotoğraf sergisi var. Ebatlar kocaman, içerik oldukça etkileyici. Yok oraya gidecek hiç vakit bende nerdee &amp;nbsp;derseniz, bizde hizmette sınır yok: &lt;A href=&quot;http://www.kesfetmekicinbak.com/fotograf/atlas/index.htm&quot;&gt;http://www.kesfetmekicinbak.com/fotograf/atlas/index.htm&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;* Adem'in Trenleri, Başkalarının Hayatları, Duvak, Apocalipto, Umudunu Kaybetme,&amp;nbsp;İskoçya'nın Son Kralı ve Takva son dönemde seyredip, etkilendiğim filmler. Tavsiye ederim.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;* Her zaman olduğu gibi 4-5 kitabı aynı anda okuyorum, galiba bir burç defosu bu:)) </description>
            <pubDate>Wed, 21 Mar 2007 15:28:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Nevruz Bayramı...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/nevruz-bayrami_2322502.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/nevruz-bayrami_2322502.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Orta Asya'da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne, Farsça Nev (yeni), Ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden oluşan ve yeni gün anlamına gelen Nevruz adı verilir. Nevruz, gece ve gündüzün eşit olduğu Milâdi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe rastlamakta olup, Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;Nevruz&amp;#8217;un İran&amp;#8217;dan çıktığı söylense de, &quot; On İki Hayvanlı Türk Takvimi&amp;#8217;nde&quot; görüldüğü üzere, Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=justify&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 21 Mar 2007 00:16:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Natalie, Nazım ve Ekmek Kursu...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/natalie-nazim-ve-ekmek-kursu_2313664.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/natalie-nazim-ve-ekmek-kursu_2313664.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Dün, herşeye tersten bakarak başlamıştım güne. 1,5 saat trafikte kaldım. Dükkana geldim, evlilik yıldönümümüzde biz kaçmayı düşünürken, yurtdışından misafirlerin tam da o tarhte İstanbul'da olacağını öğrendim. Hadi buraya bişeyler geveleyeyim dedim, yarısına kadar geldiğim yazı bi şekilde silindi. Ama sonrasında çıkan bir arazi görevi ile Kanyon'da geçirdiğim, bahar gibi bir havadaki&amp;nbsp;2 saat beni kendime getirmişti. Hem iş halletmiştim hem de biraz dolandıktan sonra Le Pain'de içtiğim güsel çay içimi pırpır etmişti.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Bugün ise olaylar tam ters gelişti. Sabah oldukça keyifli kalktım, trafik açıktı (artık İstanbul'da bu da başlı başına bir mutluluk kalemi), toplantım güzel geçti ama ben anlamsız yere bir noktada, normalde &quot;of&quot; diyip geçebileceğim bir sorunu kendi içimde büyüttüm de büyüttüm. Şimdi sanki göğüsümün üzerinde koca bir kaya varmış gibi hissediyorum. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Dolayısıyla biraz güzel şeylerden bahsedelim diyerek Cumadan başlayarak haftasonuna dönüyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Cuma akşamı, ne zamandır görmek istediğim Zuhal Olcay ve Tilbe Saran'ın oynadığı Natalie için Profilo Alışveriş Merkezi'ndeydim. Gelir misin? dediğimde pek bir isteksiz olduğu için bu aktiviteye kociş gelmedi. Ben de gelende Kenterler'de sergilenen oyunu Profilo'da bulunca kaçırmak istemedim. Çünkü Kenterler'in oturma düzeni benim gibi leylek bacaklılar için malesef hiç elverişli değil.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Oyun başarıyla sahneleniyor ve sonrasında da &quot;Acaba ben olsam ne yapardım?&quot; diye kendinizi sorgulamanıza yol açıyor. İzlemeyenlere tavsiye ederim.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
</description>
            <pubDate>Tue, 20 Mar 2007 13:51:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ata Demirer, Gezi İstanbul ve Yeraltından Notlar</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/ata-demirer-gezi-istanbul-ve-yeraltindan-notlar_2272229.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/ata-demirer-gezi-istanbul-ve-yeraltindan-notlar_2272229.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Size de oluyor mu bilmiyorum. Hani çok şeyler vardır kafanızda anlatacağınız, en azından anlatmak istediğiniz ama nereden başlayacağınızı bilemezsiniz. İşte ben biraz öyle bir durumdayım. Konuya ortasından giriyorum, bakalım ne çıkacak:) &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Çok uyanık, çok bilmiş geçinen ben, ancak geçen ayın ortalarında Devlet Tiyatroları'nın internet üzerinden bilet sattığını keşfettim.&amp;nbsp; Ve malesef bu keşif evin beyi tarafından dehşetle ! karşılandı. Niye çünkü karısını oldukça iyi tanıyor. Şöyle ki, bu keşfimiz sonunda Mart ayında izleyeceğimiz 3 adet oyunumuz var. Buna daha önceden bilet aldığımız Ata Demirer ve CRR'deki Ercan Irmak ve İlyas Mirzayev konseri &quot;Davet&quot; i de ekleyince neredeyse gün aşırı aktivitedeyiz. Süper...&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Serinin ilk etkinliği Ata Demirer'in yenilediği tek kişilik gösterisiydi. Hani yaşlarla gülmek diye bir tabir vardır ya, işte o akşam biz tam o durumdaydık. BKM'deki gösteri için balkondan bilet almıştım. Yer güzeldi de, önümüzdeki 3 sıraya ya okul ya da dershaneden komple 1 sınıf gelmişti. Bir koku ama Allah'ım. Niye bu yeni jenerasyona aslolanın saçlara abuk şekiller vermek veya daha o yaşta minimum 10 yaş büyük gösterecek makyajlar yapmak değil de temiz olmak olduğunu kimse anlatmaz. &lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Neyse, gösteri başladı, Ata sahneye girdi bu ekip gülm.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/ata-demirer-gezi-istanbul-ve-yeraltindan-notlar_2272229.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 16 Mar 2007 14:17:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Anaokulumdan Manzaralar</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/anaokulumdan-manzaralar_1837957.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/anaokulumdan-manzaralar_1837957.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Sanırım 2 veya 3 yıl önce, sevgili eşim kendi içinde bir geyik başlattı. Bu geyiğe göre, ben, bir noktada,&amp;nbsp;onun küçük kızıyım, hangimiz değiliz ki:))) ve bizim dükkan da aslında bir anaokulu. İşte bu noktadan yola çıkarak da tüm oyuncular yeni bir kimlik kazandı. Şöyle ki,&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Bölüm Müdürü: Sınıf Başkanı&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Bağlı Olduğumuz GMY: Sınıf Öğretmeni&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Genel Müdürümüz: Okul Müdürü&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;diğer taraftan elbette sınıf arkadaşlarım var;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Bölüm Müdürü: Sakallı bebek&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Bünyemizdeki Irak'lı arkadaşımız: Değişim programıyla gelen öğrenci&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Çok geç saatlere kadar çalışmayı seven arkadaşımız: Tam zamanlı öğrenci (Biz yarı zamanlıyız, 9-18)&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;ayrıca anaokulunda da sosyal kollarımız var;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;- Ben her sabah kahvaltı işini organize ettiğim için Beslenme Kolu,&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/anaokulumdan-manzaralar_1837957.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 29 Jan 2007 14:28:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kendim Ettim, Kendim Buldum...</title>
            <link>http://divitim.blogcu.com/kendim-ettim-kendim-buldum_1837450.html</link>
            <guid>http://divitim.blogcu.com/kendim-ettim-kendim-buldum_1837450.html</guid> 
            <description>&lt;P align=justify&gt;Geçenlerde fark ettim ki, blogspot altındaki &quot;Divitim'e&quot; oldukça uzun zamandır birşeyler yazmamışım. Hafiften de parmak uçlarımda bir kaşıntı var, yeni anlatılara dair. Hepsinden önemlisi de sevgili kocam artık beni okuyabiliyor. İşte bu noktada fark ettim ki, blogspot alt yapısı Google üzerinden çalışmaya başlamış ve yeni şifreler ve kodlar gerekiyor. Ayrıca yeni sistemde sayfanın üzerinde mutlaka bir reklam barı gözüküyor. İşte tam bunlarla uğraşıp nasıl geçiş yapacağımı ayarlarken tüm siteyi sildim. Evet, sildim. Evet malesef herşeyi ile yok olmasına izin verdim. Elbette kendi emeğimi bilerek çöpe atmasım. Ben yeni aldığım şifreden ve üstte çıkan reklam çubuğundan kurtulmaya çalışıyordum ama hepsi gitti.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Şimdi bir taraftan eskisini kurtarmaya çalışırken, diğer taraftan da yeni bir adresten Divitim'i yayımlamaya çalışacağım.&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=justify&gt;Yeni bir sakarlığa kadar &lt;A href=&quot;http://www.divitim.blogcu.com&quot;&gt;www.divitim.blogcu.com&lt;/A&gt; dan merhaba...&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://divitim.blogcu.com/kendim-ettim-kendim-buldum_1837450.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 29 Jan 2007 14:33:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://divitim.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>